Bir kişi hakkında icra takibi başlatılması, takipte belirtilen borcun kesin olarak mevcut olduğu veya borçlunun borcu kabul ettiği anlamına gelmez. Alacaklı, bazı takip yollarında önceden mahkeme kararı almadan icra dairesine başvurarak borçluya ödeme emri gönderilmesini sağlayabilir. Borçlu, takipte gösterilen borcun bulunmadığını, miktarın hatalı olduğunu, borcun ödendiğini veya icra dairesinin yetkisiz olduğunu düşünüyorsa kanunda belirtilen süre ve usule uygun biçimde itiraz edebilir.
İcra takibine itiraz bakımından uygulanacak süre ve başvuru yolu, takibin türüne göre değişmektedir. Bu yazı, esas olarak genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde ödeme emrine itiraz sürecini açıklamaktadır. Kambiyo senetlerine özgü takipler, ilamlı icra, kiralanan taşınmazların tahliyesine ilişkin takipler ve abonelik sözleşmelerine dayalı takiplerde farklı süre ve kurallar uygulanabilir.
İlamsız İcra Takibi Nedir?
İlamsız icra takibi, alacaklının elinde önceden alınmış bir mahkeme kararı bulunmadan para veya teminat alacağının tahsili amacıyla icra dairesine başvurmasıdır. Alacaklı takip talebinde bulunduktan sonra icra müdürlüğü, kanuni şartların bulunması hâlinde borçlu adına ödeme emri düzenler. Takip talebi yazılı, sözlü veya elektronik ortamda yapılabilir.
İcra müdürlüğü bu aşamada genellikle alacağın gerçekten mevcut olup olmadığına ilişkin kapsamlı bir yargılama yapmaz. Ödeme emri, alacaklının takip talebinde belirttiği bilgiler doğrultusunda düzenlenir. Borçlunun alacağa ilişkin itirazı varsa bunu ödeme emrinin tebliğinden sonra kanuni süresi içerisinde bildirmesi gerekir.
İlamsız icra takibi ile ilamlı icra birbirinden farklıdır. İlamlı icrada takip, mahkeme kararı veya ilam niteliğindeki bir belgeye dayanırken ilamsız takipte önceden alınmış bir mahkeme hükmü bulunmayabilir. Bu nedenle borçlunun kullanabileceği itiraz ve şikâyet yolları, takip türüne göre ayrıca belirlenmelidir.
Ödeme Emri Nedir?
Ödeme emri, icra takibinin başlatıldığını borçluya bildiren resmî belgedir. Belgede alacaklının ve borçlunun bilgileri, talep edilen borç miktarı, faiz ve masraf kalemleri ile ödeme ve itiraz sürelerine ilişkin ihtarlar yer alır.
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrinde, borç ve takip masraflarının yedi gün içinde ödenmesi gerektiği belirtilir. Borçlunun borca veya takibe ilişkin itirazı varsa aynı süre içerisinde icra dairesine bildirmesi gerekir.
Ödeme emri geldiğinde belgenin yalnızca toplam borç tutarına bakılması yeterli değildir. Aşağıdaki hususlar birlikte incelenmelidir:
- Ödeme emrinin hangi tarihte ve kime tebliğ edildiği
- Alacaklının kim olduğu
- Takipte gösterilen borcun dayanağı
- Asıl alacak, faiz ve masraf miktarları
- Borcun daha önce ödenip ödenmediği
- Takipte yanlış kişi veya şirketin gösterilip gösterilmediği
- İcra dairesinin yetkili olup olmadığı
- Takibin genel haciz, kambiyo veya başka bir takip türü olup olmadığı
Takip türünün yanlış belirlenmesi, borçlunun yanlış süreye göre hareket etmesine ve hak kaybı yaşamasına neden olabilir.
İcra Takibine İtiraz Süresi Kaç Gündür?
Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde borçlu, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde takibe itiraz etmelidir. Ödeme emrinde de borcun ve masrafların yedi gün içinde ödenmesi veya aynı süre içerisinde itiraz edilmesi gerektiği gösterilir.
Süre hesabında tebligat tarihi belirleyicidir. Borçlunun ödeme emrini tesadüfen daha erken görmesi veya takipten başka bir yolla haberdar olması, usulüne uygun tebligatın sonuçlarıyla her zaman aynı değildir. Elektronik tebligat, adreste tebligat, muhtara bırakılma ve usulsüz tebligat iddialarında sürenin başlangıcı ayrıca değerlendirilmelidir.
Borçlu, tebligat zarfını ve ödeme emrini muhafaza etmelidir. Tebligatın hangi tarihte gerçekleştiğine ilişkin kayıtlar, itirazın süresinde yapılıp yapılmadığının belirlenmesinde önem taşır.
İcra Takibine Nasıl İtiraz Edilir?
İtiraz, takip dosyasının bulunduğu icra dairesine yazılı veya sözlü olarak yapılabilir. Sözlü itiraz icra dairesince tutanağa geçirilir. Uygulamada itirazın kapsamının açıkça gösterildiği yazılı bir dilekçeyle başvuru yapılması, sonradan doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından daha sağlıklı olabilir.
İtiraz başka bir icra dairesine de sunulabilir. Bu durumda başvuruyu alan icra dairesi, itirazı takip dosyasının bulunduğu yetkili icra dairesine gönderir.
İcra ve iflas işlemlerinde UYAP kullanılmakta ve güvenli elektronik imzayla oluşturulan elektronik belgeler, elle atılmış imzayla aynı ispat gücüne sahip kabul edilmektedir. Vatandaşlar da UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosyalarını görüntüleyebilmekte ve uygun erişim yöntemleriyle dosyalara evrak gönderebilmektedir. Ancak elektronik başvurunun somut takipte nasıl yapılacağı ve sürenin tamamlanıp tamamlanmadığı ayrıca kontrol edilmelidir.
Başvuru yapıldığında itirazın alındığını gösteren evrak veya kayıt saklanmalıdır. Sadece dilekçenin hazırlanmış olması yeterli değildir; dilekçenin kanuni süre içerisinde ilgili sisteme veya icra dairesine ulaştırılmış olması gerekir.
İtiraz Dilekçesinde Neler Bulunmalıdır?
İtiraz dilekçesinin içeriği dosyanın özelliklerine göre değişir. Genel olarak aşağıdaki bilgilerin bulunması gerekir:
- İcra müdürlüğünün adı
- İcra dosyasının esas numarası
- Borçlunun adı, soyadı ve iletişim bilgileri
- Alacaklının adı veya ticaret unvanı
- Ödeme emrinin tebliğ tarihi
- Borcun tamamına mı, bir kısmına mı itiraz edildiği
- Faize veya ferilere ayrıca itiraz edilip edilmediği
- İcra dairesinin yetkisine itiraz bulunup bulunmadığı
- İmzaya itiraz varsa bunun açıkça belirtilmesi
- İtiraz eden kişinin veya vekilinin imzası
İtiraz dilekçesinin gereğinden fazla uzun olması zorunlu değildir. Ancak “borca itiraz ediyorum” şeklindeki genel bir ifade ile yalnızca belirli bir miktara, faize, imzaya veya yetkiye yönelik itiraz aynı sonucu doğurmayabilir. Bu nedenle itirazın kapsamı açık biçimde yazılmalıdır.
Borca İtiraz Nedir?
Borca itiraz, borçlunun takipte talep edilen alacağın tamamını veya bir bölümünü kabul etmediğini bildirmesidir. Borçlu aşağıdaki nedenlerden biriyle borca itiraz edebilir:
- Böyle bir borç ilişkisinin hiç kurulmamış olması
- Borcun daha önce ödenmiş olması
- Takipte talep edilen miktarın fazla gösterilmesi
- Faiz oranının veya başlangıç tarihinin hatalı olması
- Borcun takas veya mahsup yoluyla sona ermesi
- Borcun zamanaşımına uğradığının düşünülmesi
- Takibin yanlış kişiye yöneltilmesi
- Borcun henüz muaccel hâle gelmemiş olması
Borcun yalnızca bir kısmı kabul edilmiyorsa itiraz edilen miktarın açıkça belirtilmesi önemlidir. Örneğin takipte 150.000 TL talep edilmiş, borçlu bunun yalnızca 40.000 TL’lik kısmını kabul etmiyorsa hangi tutara itiraz edildiği tereddüde yer vermeyecek biçimde gösterilmelidir.
Kısmi itiraz hâlinde itiraz edilmeyen bölüm bakımından takip kesinleşebilir. Bu nedenle dilekçedeki tutarların takip talebi, ödeme kayıtları ve sözleşmelerle karşılaştırılarak yazılması gerekir.
Faize İtiraz Edilebilir mi?
Borçlu, asıl borcu kabul ettiği hâlde takipte talep edilen faizin tamamına veya bir bölümüne itiraz edebilir. Faiz bakımından özellikle şu konular uyuşmazlık oluşturabilir:
- Uygulanan faiz türü
- Faiz oranı
- Faizin başlangıç tarihi
- İşlemiş faiz hesabı
- Sözleşmede faiz hükmü bulunup bulunmadığı
- Bileşik faiz uygulanıp uygulanamayacağı
Yalnızca “borca itiraz ediyorum” denilmesinin faizin bütün unsurlarını kapsayıp kapsamadığı somut dilekçeye ve takip içeriğine göre tartışma yaratabilir. Bu nedenle faize itiraz edilecekse bunun ayrıca belirtilmesi daha güvenli olur.
İmzaya İtiraz Nedir?
Takip, borçlunun imzasını taşıdığı ileri sürülen adi bir belgeye dayanıyorsa ve borçlu belgedeki imzanın kendisine ait olmadığını düşünüyorsa imzaya açıkça itiraz etmelidir.
“Borca itiraz ediyorum” şeklindeki genel ifade, imzaya ilişkin itirazın ayrıca ve açıkça bildirilmesi gereken durumlarda yeterli olmayabilir. İmzaya itiraz, alacaklının itirazın geçici olarak kaldırılması yoluna başvurması hâlinde imza incelemesi yapılmasına neden olabilir. İtirazın ardından alacaklı, kanundaki şartların bulunması hâlinde altı ay içerisinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını talep edebilir.
İmzanın gerçekten borçluya ait olup olmadığı bilirkişi incelemesi, karşılaştırmaya elverişli imzalar ve diğer deliller üzerinden değerlendirilebilir. Gerçeğe aykırı imza itirazı, tazminat ve yargılama giderleri bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir.
Yetkiye İtiraz Nedir?
Yetkiye itiraz, takibi başlatan icra dairesinin yer bakımından yetkili olmadığının ileri sürülmesidir. İcra dairesinin yetkisi; borçlunun yerleşim yeri, sözleşmenin ifa yeri, tarafların geçerli yetki sözleşmesi ve borcun niteliği gibi hususlara göre değişebilir.
Yetkiye itiraz edilirken yalnızca “icra dairesi yetkisizdir” denilmesi her durumda yeterli olmayabilir. Borçlunun yetkili olduğunu düşündüğü icra dairesini de göstermesi gerekebilir.
Yetkiye itiraz ile borca itiraz birbirinden farklıdır. Borçlu yalnızca yetkiye itiraz ederse, borcun varlığını ayrıca reddetmemiş olabilir. Hem borca hem de yetkiye itiraz bulunuyorsa ikisinin de dilekçede açıkça gösterilmesi gerekir.
İtiraz Edilince İcra Takibi Durur mu?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde yapılan geçerli itiraz, icra takibini durdurur. Alacaklı, itiraz ortadan kaldırılmadan haciz ve cebrî icra işlemlerine devam edemez.
Takibin durması, borcun kesin olarak bulunmadığının mahkemece kabul edildiği anlamına gelmez. İtiraz, yalnızca takip işlemlerinin devamını engeller. Alacaklı alacağın varlığını ispatlamak ve takibin devamını sağlamak amacıyla kanunda öngörülen yollara başvurabilir.
Abonelik sözleşmelerine dayalı Merkezi Takip Sistemi kapsamındaki takiplerde de süresinde borca yapılan itiraz üzerine icra takibinin duracağı açıkça düzenlenmiştir. Ancak bu özel takip sisteminin usulü, genel ilamsız takipten bazı yönleriyle ayrılmaktadır.
İtirazdan Sonra Alacaklı Ne Yapabilir?
Borçlunun süresinde itiraz etmesiyle duran takibin devam edebilmesi için alacaklının itirazı hükümden düşürmesi gerekir. Alacaklının elindeki belgenin niteliğine ve uyuşmazlığın özelliklerine göre başvurabileceği temel yollar şunlardır:
İtirazın iptali davası
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içerisinde genel görevli mahkemede itirazın iptali davası açabilir. Bu davada alacaklı, takip konusu alacağın varlığını genel hükümlere göre ispat etmek zorundadır.
Mahkeme alacağın mevcut olduğuna karar verirse, itiraz iptal edilerek icra takibinin devamı sağlanabilir. Kanundaki şartların oluşması ve tarafın talep etmesi hâlinde icra inkâr tazminatına da karar verilebilir.
İcra inkâr tazminatı otomatik olarak uygulanmaz. Alacağın likit olup olmadığı, tarafın talebi, borçlunun itirazının niteliği ve diğer yasal şartlar birlikte değerlendirilir. İcra ve İflas Kanunu’ndaki çeşitli tazminatlar için alt sınır 2012 yılında yüzde kırktan yüzde yirmiye indirilmiştir.
İtirazın kaldırılması
Alacaklının elinde kanunda belirtilen nitelikte bir belge bulunuyorsa icra mahkemesinden itirazın kaldırılmasını isteyebilir. İmzası kabul edilen veya noter tarafından onaylanan borç ikrarı içeren belgeler ile yetkili makamlarca düzenlenmiş bazı belgeler bu kapsamda değerlendirilebilir.
İtirazın kesin olarak kaldırılması talebi, itirazın alacaklıya tebliğinden itibaren altı ay içerisinde yapılmalıdır. Belgenin ve itirazın niteliğine göre kesin kaldırma veya geçici kaldırma süreci gündeme gelebilir.
İtirazın kaldırılması, itirazın iptali davasına göre daha sınırlı bir incelemeye dayanır. Her fatura, sözleşme, mesaj veya ticari kayıt tek başına itirazın kaldırılması için yeterli belge niteliğinde olmayabilir.
Alacak davası
Alacaklı, koşullarına göre genel hükümlere dayanan bir alacak davası da açabilir. Ancak bu davanın takip dosyası üzerindeki etkisi, itirazın iptali davasından farklıdır. Bir yıllık itirazın iptali süresinin kaçırılması, alacağın maddi hukuk bakımından kendiliğinden sona erdiği anlamına gelmez; zamanaşımı ve diğer süreler ayrıca değerlendirilmelidir.
İtiraz Edilmezse Ne Olur?
Borçlu ödeme emrine yedi günlük süre içerisinde itiraz etmez ve borcu ödemezse takip kesinleşebilir. Alacaklı, kesinleşen takip üzerinden borçlunun mal, hak ve alacaklarına yönelik haciz işlemleri talep edebilir.
Bu kapsamda aşağıdaki mal ve alacaklar gündeme gelebilir:
- Banka hesapları
- Ücret ve maaş alacakları
- Taşınır mallar
- Araçlar
- Taşınmazlar
- Üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklar
- Ticari işletmeye ilişkin değerler
Bütün mal ve gelirlerin sınırsız şekilde haczedilebilmesi mümkün değildir. Borçlunun mesleğini sürdürebilmesi için gerekli bazı eşyalar, aile bireyleri için zorunlu ev eşyası, öğrenci bursları ve borçlunun hâline uygun evi gibi değerler bakımından kanunda haczedilmezlik veya sınırlı haciz düzenlemeleri bulunmaktadır.
Haczedilmezlik iddiasının ne zaman ve hangi yolla ileri sürüleceği, haczedilen malın niteliğine göre değerlendirilmelidir.
Ödeme Emri Usulsüz Tebliğ Edilmişse Ne Yapılabilir?
Ödeme emrinin borçlunun bilinen adresine gönderilmemesi, tebligat işlemlerinin kanuna aykırı yürütülmesi veya borçlunun tebligattan çok sonra haberdar olması hâlinde usulsüz tebligat iddiası gündeme gelebilir.
Usulsüz tebligat iddiası, normal borca itirazdan farklı bir hukuki inceleme gerektirir. Borçlunun takipten fiilen hangi tarihte haberdar olduğu, tebligat mazbatasındaki açıklamalar, adres kayıtları ve teslim işlemi birlikte incelenir.
“Ödeme emrini görmedim” veya “Adresimde değildim” demek tek başına tebligatın usulsüz olduğunu göstermez. Tebligatın hangi kanun hükmüne göre ve hangi işlemlerle yapıldığı dosya üzerinden kontrol edilmelidir.
İtiraz Süresi Kaçırılırsa Ne Olur?
Yedi günlük itiraz süresinin geçirilmesi durumunda takip kesinleşebilir. Ancak borçlunun kendi kusuru olmaksızın süresinde itiraz edemediği istisnai durumlarda gecikmiş itiraz veya tebligata ilişkin başka hukuki yollar gündeme gelebilir.
Hastalık, ağır bir engel veya irade dışı başka bir durumun gecikmiş itiraz için yeterli olup olmadığı somut delillerle değerlendirilir. Sürenin kaçırıldığı düşünülüyorsa dosyanın bekletilmeden incelenmesi gerekir. Çünkü takip kesinleştikten sonra haciz ve satış işlemleri başlayabilir.
Borç Ödendiği Hâlde Takip Başlatılmışsa Ne Yapılabilir?
Borçlu, borcu takipten önce ödediğini düşünüyorsa ödeme dekontlarını, makbuzları, hesap hareketlerini ve taraflar arasındaki yazışmaları muhafaza etmelidir. İtiraz dilekçesinde ödemenin tarihi, tutarı ve hangi borca ilişkin olduğu açıkça gösterilmelidir.
Ödemenin alacaklı dışında başka bir kişiye yapılması, açıklamasız banka transferi, farklı borçların bulunması veya ödemenin yalnızca bir kısmı karşılaması uyuşmazlık yaratabilir. Bu nedenle dekontta ödeme açıklaması bulunması ve ödeme ile takip konusu alacak arasındaki bağlantının kurulabilmesi önemlidir.
Takip kesinleştikten sonra borçlu olunmadığının ileri sürülmesi hâlinde menfi tespit veya ödeme yapılmışsa istirdat davası gibi farklı hukuki yollar gündeme gelebilir.
İcra Dosyası UYAP Üzerinden Görülebilir mi?
Vatandaşlar, UYAP Vatandaş Portal üzerinden tarafı oldukları adli ve idari yargı dosyaları ile icra dosyalarına ilişkin bilgilere erişebilir. E-Devlet şifresi, elektronik imza veya mobil imza ile giriş yöntemine göre görüntülenebilen bilgi ve yapılabilen işlemlerin kapsamı değişebilir. Vatandaş Portal üzerinden uygun erişim yöntemiyle dosyaya evrak gönderilmesi ve kişinin kendi icra dosyasına ödeme yapması da mümkündür.
UYAP’ta dosyanın görülmesi, ödeme emrinin mutlaka usulüne uygun tebliğ edildiği veya itirazın kendiliğinden yapılmış olduğu anlamına gelmez. Süre ve tebligat durumu dosyadaki belgeler üzerinden ayrıca incelenmelidir.
İcra Takibine İtiraz Sürecinde Hukuki Destek
İcra takibine itiraz, şeklen kısa bir dilekçeyle yapılabilse de itirazın kapsamı ve sonrasındaki hukuki sonuçlar dosyaya göre değişmektedir. Yanlış takip türüne göre itiraz edilmesi, yalnızca yetkiye itiraz edilirken borcun unutulması, kısmi itiraz miktarının gösterilmemesi veya imzaya itirazın açıkça yazılmaması hak kaybına neden olabilir.
Yükseldi Hukuk ve Danışmanlık olarak Bolvadin ve Afyonkarahisar’da ödeme emirlerinin incelenmesi, borca ve yetkiye itiraz, alacak tahsili, itirazın iptali, itirazın kaldırılması, menfi tespit ve istirdat süreçlerinde hukuki danışmanlık ve dosya takibi hizmeti sunuyoruz. Her icra dosyasını takip türü, tebligat tarihi, alacağın dayanağı ve tarafların sahip olduğu belgeler doğrultusunda ayrı olarak değerlendiriyoruz.
Sıkça Sorulan Sorular
İcra takibine itiraz süresi kaç gündür?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte ödeme emrine itiraz süresi, ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gündür. Kambiyo, tahliye, ilamlı icra ve diğer özel takip yollarında farklı süreler uygulanabilir.
İcra takibine e-Devlet üzerinden itiraz edilebilir mi?
UYAP Vatandaş Portal üzerinden dosya görüntüleme ve erişim yöntemine bağlı olarak evrak gönderme imkânları bulunmaktadır. Ancak yalnızca e-Devlet üzerinden dosyanın görüntülenmesi itiraz edildiği anlamına gelmez. Başvurunun ilgili dosyaya süresinde ve geçerli biçimde gönderildiği doğrulanmalıdır.
İtiraz edilince haciz işlemleri durur mu?
Genel haciz yoluyla ilamsız takipte süresinde ve geçerli biçimde yapılan itiraz takibi durdurur. Alacaklının takibe devam edebilmesi için itirazın iptali veya kaldırılması gibi bir yola başvurması gerekir.
Borcun bir kısmına itiraz edilebilir mi?
Evet. Borçlu yalnızca kabul etmediği bölüme itiraz edebilir. Ancak itiraz edilen miktarın açıkça gösterilmesi gerekir. İtiraz edilmeyen kısım bakımından takip kesinleşebilir.
Borcu kabul edip sadece faize itiraz edebilir miyim?
Takipteki asıl borç kabul edilirken faiz oranına, faiz başlangıç tarihine veya işlemiş faiz hesabına itiraz edilebilir. İtiraz edilen faiz unsurunun dilekçede açıkça belirtilmesi gerekir.
İtirazdan sonra alacaklı ne kadar sürede dava açmalıdır?
Alacaklı, itirazın kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açabilir. Kanunda belirtilen nitelikte belge bulunuyorsa altı ay içinde itirazın kaldırılmasını talep edebilir.
İcra takibine itiraz için avukat zorunlu mudur?
İtirazın avukat aracılığıyla yapılması zorunlu değildir. Bununla birlikte takip türünün belirlenmesi, tebligatın incelenmesi ve itirazın kapsamının doğru yazılması bakımından hukuki destek alınması hak kaybı riskini azaltabilir.
Bilgilendirme notu: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır ve hukuki danışmanlık niteliğinde değildir. İtiraz süreleri ve başvuru yolları, takip türüne ve somut dosyanın özelliklerine göre değişebilir.
Hukuki inceleme: Av. Ülkü Leblebicier Yükseldi
Afyonkarahisar Barosu Sicil No: 1521
Son güncelleme: 27 Temmuz 2026